Pazartesi, Ekim 31, 2005

Beklenen oldu, G.Saray puan kaybetti...

Haftalardır Fenerbahçe'nin sistemli futboluna çomak sokmak için farklı gayretler içinde olan çeşitli camialar, sonunda korktukları gerçekle yüzleşmek durumda kaldılar. Fenerbahçe, Turkcell süper liginin artık yeni lideri.
İyi futbolunun yanında şanssız Fenerbahçe, ne yazık ki futbolun içinde olan ve rakiplerinin de geçmişte yaşadıkları hatalı kararlar spekülasyonu ile psikolojik mücadele etmek durumunda kaldı. Oysa Anelka'nın eliyle attığı düşünülen - zaten pozisyon kaleciye faul - pozisyon, uzatmalarda verilen penaltı, tamamen futbolun içinde olan durumlar. Futbol izleyicileri bence zaman zaman basit bir gerçeği gözden kaçırabiliyorlar. Hakemler, sahada üretken olup, gol atıp maçı kazanmaya çalışan takımları daha da teşvik edici bir yönetim göstermek durumundalar. Bu zaten Fifa ve Uefa'nın hakemlere birincil telkini. Tüm diğer kuralların yanında bu da futbolun izlenebilmesi için çok önemli bir kavram. 2000'li yılların başında aynı durumdaki Galatasaray takımı, sürekli ofansı düşünmesiyle, gol istemesiyle yerli yabancı hakemlerden takdir topluyor, oyunu daha da zevkli ve izlenebilir kıldığı söyleniyordu.

Şimdi bu bayrak Fenerbahçe kulübünde. Üstelik bu yolda sistemli gelmiş bir kurum olarak. Geçmişte Fatih Terim'in kendi iyi niyeti, bulduğu jenerasyonda ışık görmesi ve doğru yabancıları - kulübü daha da borca sokmak pahasına - transfer etmesiyle, Türk futbolunda birçok ilke imza atmayı başarmıştı. Ama bu sistemli, planlı değildi. Nitekim kulübün şu anki halini tüm spor kamuoyu biliyor. Zira Avrupa kupası kazanmış bir kulübün önüne ne gibi imkanlar serileceğini tahmin etmek güç olmasa gerek.

Bir Fenerbahçe'li olarak, en büyük rakibimizin major hatalı konusunda ileri geri konuşmam belki doğru olmayabilir. Ama ben rakip camiaya kendi adıma bir teşekkür borçluyum. Zİra Galatasaray'ın 2000'lerin başındaki beklenmedik başarıları olmasaydı, benim kulübüm şu an böylesine -gerek vizyon, gerekse de kurumsal olarak- iyi bir noktada olmayacaktı.

Teşekkürler Galatasaray!

Perşembe, Ekim 27, 2005

mohac.com'u yeniliyorum - inşallah -

3 yıl sonra kendi adıma açtığım internet sitesini yenileme kararı aldım. Bu zaman zarfı içinde yapmış olduğum işlerin tamamını eksiksiz olarak kategorize edip sergilemeye çalışacağım. Ben daha fazla değişmeden bari site değişsin değil mi?

Müzik: cocoRosie nefismiş!

Vay canına, vay vay vaay!
Lo-fi tabir edilen iki albümleri de birbirinden güzelmiş...
Naif, deneysel ve samimi. Ama siyahla beyaz gibi, ya seversiniz, ya da hiç sevmezsiniz!


Özellikler anneleri için yaptıkları "Naoh's ark" dinlemeye değer..

Cuma, Ekim 21, 2005

Film : The Wicker Man

Edward Woodward ve Christopher Lee'nin başrollerini paylaştığı kült film. Paganistik ritüelleri olan bir grup insanın bir adada çevirdikleri entrikaları konu ediyormuş. Çokça methini duyduğum filmi izledikten sonra gerçekten çok etkilendim. Filmin birde tekrar-çekimi yapılıyormuş ki, başrolde Nicolas Cage varmış. Bakınız: http://www.beyazperde.com/film/2655

Müzik : Fiest - Let it die

Kings of convenience grubundan da tanıdığım Fiest'in solo albümü, sağda solda okuduğum kadar güzelmiş gerçekten. Albümde; Gatekeeper, funky tatlı One Evening, Secret Heart, Inside and Out gibi mükemmel şarkılar var. web: http://www.listentofeist.com/SITE/default.asp